EMMA TEYZE’NİN KİTABI; SÖYLENMEMİŞ BİR SON SÖZ

Elvan Uysal Bottoni’nin Emma Teyze’nin Kitabı’nda yer almayan Son Söz’ü, Emma Teyze’nin tarif defterlerini kendisi için kaleme aldığı yeğeni, Elvan’ın ise kayınvalidesi ve dostu Giulietta’ya.

 

Emma Teyze’nin Kitabı; Yapı Kredi Yayınları, Nisan 2020.

Yazar’ın notu: Emma Teyze, kitaba dönüştürdüğümüz tarifleri, yeğeni Giulietta için geçtiğimiz yüzyılın ortalarında hazırlamıştı. Hayata yeni başlayan, genç, çalışan, yeni aile kurmak üzere, önünde koca bir yaşam olan yeğen Giulietta için. Ben o genç kadının ulu bir çınara dönüştüğü dönemde ailesinin bir parçası oldum. Aileyi seçemezsiniz, ama arkadaş seçilir. Giulietta ile aile bağımız dışında arkadaştık da. Birlikte 15 sene geçirdik. Bana o kadar çok şey verdi ki bu harika kadın; ben de karşılığında ona özel bir hediye vermek istedim. 15 sene bana annelik, arkadaşlık yaptığı için. Kitap beklediğimizden daha uzun sürede gerçekleşti. Giulietta’yı kitabı elimize alamadan kaybettik. Kitap onun içindi. Ona bir vedayı hak ettiğini hissettim. Bu yazı çıktı ortaya. Sonra da “bu bir yemek kitabı, neşeyle çalıştık, neşeyle bezedik, insanlar tatlı tariflerinin sonunda ‘macabre’ bir hikayeyle karşılamasınlar” dedim. Arzu Sak Seyhun’la yapacağımız canlı programı konuşurken Giulietta’yı daha iyi anlaması için kitaba girmeyen bu metni gönderdim. Arzu, kitabın annelerinden Derya Turgut’la tanışmamıza da vesile olduğundan Emma Teyze ekibi için yeri ayrıdır. Kitabın annelerinden sayılır. Bu yazıyı yayınlasak dediğinde hiç tereddüt etmedim. Arzu aileden, Gasterea okuyucuları da onun ailesinden diyerek Emma Teyze’nin Kitabı’nın söylemediğim son sözünü burada paylaşmaya gönüllü oldum. Güzel yaşanmış bir hayatın, yaşandığı gibi güzel son bulmasının hikayesidir.

GIULIETTA

Hayat çok tuhaf. Giulietta’nın Alzheimer nedeniyle kitabı eline aldığında ne olduğunu anlayamayacağı korkusuyla çalıştık durduk. Her şey geciktikçe gecikti. Giulietta’nın Alzheimer’ının ilerleyeceğinden korkuyorduk ama hepten gidebileceği aklıma gelmemişti. Haziran ayında, bir bayram günü aniden gitti Giulietta. Bocconi Üniversitesi yıllarından beri en yakın arkadaşı olan Pini, Milano’dan Floransa’ya onu ziyarete gitmişti. Pini yanıbaşındayken huzur içinde gitti. ‘Ama ben kitabı bitirecektim’ dedim kendi kendime. Kitaba küstüm açıkçası biraz. Aklım başıma geldiğinde Giulietta’yla en azından Emma Teyze’nin Kitabı’nın oluşma heyecanını yaşadığımızı düşündüm. Hayatta olsa mutlaka beni teselli edecek bilge sözler bulurdu. Önemli olan nereye gittiğin değil, nasıl gittiğin derdi herhalde. Bir sene boyunca Emma’nın çeyizi diyerek İtalya’nın dört bir köşesindeki antikacılardan, eskicilerden biriktirdiğim dantelleri, örtüleri çekim zamanı geldiğinde taşınmanın karmaşası içinde kaybettiğimde, beni teselli edişini hatırladım. “Su con la vita” demişti her zamanki gibi. “Hayatla iyi geçin” diye çevirilebilir belki. “Önemsiz şeylerde kaybolma”.

Giulietta’yı hayatı gibi güzel bir cenaze töreniyle uğurladık. Oğlumuz Lorenzo Deniz ölümle ilk kez karşılaşıyordu. Pedagog Güzide Sorak’tan yardım aldık. Beş yaşında bir çocuğa Giulietta’nın gittiğini nasıl anlatırdık ki! “Masallaştırmayın, ‘öldü’ kelimesini kullanın ama ölümünü hayatıyla birlikte anlatın. Güzel şeyler yaptığını, mutlu olduğunu ama artık bizim yaptığımız şeyleri yapamayacağını söyleyin” dedi. Öyle de yaptık. Floransa’da ziyaretçiler için hazırlanmış, en güzel kıyafetlerini giymiş, süslenmiş naaşın önünde bunları söyledik Lorenzo Deniz’e. “Çok güzel tatiller yaptı, hatırlıyor musun hep birlikte Claudio Amca’nın evinde tatil yapmıştık… Kitap okumayı çok severdi. Okuduğu kitapların ona anlattıklarını not alırdı. O notları büyüyünce sen de okuyacaksın…”

Lorenzo Deniz babaneye kitap okuyarak veda etmek istedi. Çantasından çizgi romanını çıkardı. Babasıyla naaşın yanıbaşına oturdular, Paolo bariton sesiyle oğlunun çizgi romanını okudu annesine.

Emma Teyze’nin Kitabı’nın ve tarif defterlerinin ilham kaynağı; Giulietta Scuderi, gençlik yıllarında. Fotoğraf: Bottoni aile albümünden

Gerçekten güzel bir hayatı olmuştu Giulietta’nın. İkinci Dünya savaşı sırasında şehir bombalanırken babası aileyi Milano yakınlarında bir köye yerleştirmişti. Giulietta’nın savaş anıları, güzel kır günlerinden ibaretti. Kendinden birkaç yaş büyük olan eşi Ruggero Milano’da geçirmişti savaşı. O günlerden bahsetmezdi. Giulietta, Ruggero anlatmasa da eşinin o günlerde açlık çektiğini düşünür, üzülürdü. Evleri hayvanat bahçesine yakın olduğundan aslan kükremeleriyle büyümüştü. Bunu hep gülerek anlatırdı.

Annesinden çok daha iyi bir aşçı olsa da, aşçılık kariyeri yakın aile dostları Baldassini’nin hamaratlığı nedeniyle hafife alınmıştı. Ben Giulietta’nın çok basit şeyler yaptığı dönemine denk geldim. Yaptığı az sayıda yemeği gayet lezzetli olurdu. Yine de Bottoni çocukları, Errica Baldassini Teyze’nin mutfağına maruz kaldıklarından, Giulietta’nın mutfağına haksız yere burun kıvırdılar hep. Öyle güzel haşlanmış havuç yapardı ki; hala sırrını çözemedim.

Cenazede, çoğu Milano’dan, az denemeyecek sayıda insan vardı. Çok söz alan oldu, ama öyle sıkıcı konuşmalar değildi. Bol bol güldük. Bottoni Ailesi’nin bir kadını din adamı ve teolog. Rahip kuzen de gelmişti Milano’dan. Giulietta agnostikti. Dinler hakkında bir teoloji profesörü kadar bilgiye sahipti. Yıllarını bu konuda araştırmalar yapmaya vermişti. “Bilmiyorum Tanrı var mı, öldükten sonra bir yere gidiyor muyuz samimiyetle bilmiyorum” derdi. Rahip Kuzen bir din adamı olarak orada bulunmadığının altını çizerek İncil’den bir bölüm okudu. Sevgi üzerineydi. “Kötülüğün karşıtı iyilik değil, aşktır” diyordu.

Damat Pier Paolo arkadaşından aldığı 18. yüzyıldan kalma kemanla Schubert çaldı. “Giulietta’nın en sevdiğim yönü şaşırmasıydı” dedi Pier Paolo. Gerçekten de Giulietta, güzel bir şey karşısında, bir bilgi karşısında şaşıran bir insandı. Boris Godunov en sevdiği operaydı. Her dinlediğinde yüzündeki o şaşkın hayranlığı görebilirdiniz. Onu son ana kadar yaşama sımsıkı bağlayanın bu şaşırma yetisi olduğunu anladım. Biraz daha sevdim Giulietta’yı. Oğlum Lorenzo Deniz, “kalbim kırık, ama kırık olmayan bir kalbim daha var. Sevgi ölmez, devam eder” diye bir beste yapmıştı naaşın başında kitap okuduktan sonra. Beş yaşındaki oğlumun ne demek istediğini de anladım o anda.

Katılanlar arasında tüm Scuderi kadınlarının ve Emma Teyze’nin arkadaşı Elsa da vardı. Milano’dan kalkıp gelmişti. O yaşta, en şık, en bakımlı haliyle. Ona kitaptan bahsettim. Yetişmemesine üzüldüğümden. “İyi yapmışsın” dedi ve devam etti; “Emma tanıdığım en yetenekli, en zeki kadındı. Öyle bir zeka gerçekten tanımadım.”

Törenin ardından Giulietta isteği üzerine yakıldı. Küllerini, yaz aylarını geçirdikleri kasaba  Bivigliano’ya serptik. Biricik aşkı Ruggero ile yürüyüş yaptıkları ormanın en yüce ağacının dibine. Ağaçları çok severdi. Milano’da 60’lı yıllardan itibren oturdukları evin bahçesindeki ağaçlara bakar, her gün şaşırırdı.

Giulietta Scuderi ve eşi Ruggero Bottoni, gençlik günlerinden kalma bir fotoğrafta. Fotoğraf: Bottoni aile albümünden.

 

No Comments Yet

Comments are closed