FİLMİN TADI TUZU

Yemek sahneleri bize ne anlatır? Filmin Tadı podcast serisinin yaratıcısı, yönetmen Kerem Soyyılmaz’la filmlerin tadına, tuzuna dair bir röportaj.

Herhangi bir şeyin başlangıcını kestirmek çoğu zaman güç oluyor. Söz konusu doğduğumuz andan itibaren hayatımızın bir parçası olan yemek ile kurulan bağ olunca ise başlangıcı bulmak epey bir güçleşiyor. Yemek ile bütünleşmiş hatıralara ayrı bir ilgi duyan Kerem Soyyılmaz için bu başlangıç çocukluk yıllarına dayanıyor. Her yaz, herkesin tarımla uğraştığı, her evin önünde küçük bostanların, odun sobaların kurulu olduğu bir Trakya köyünde, anneanne evinde çocukluğunu geçiren Soyyılmaz, bu zamanları, yemekle olan kuvvetli bağlarının kurulduğu ilk yıllar olarak anıyor. Bu anılarda barbunya hasadından, anneannesinin “sana kuru fasulye pişireyim mi?” diye başlayan odun sobası üzerinde saatlerce pişen yemeği keyifle izlemesinden tutun da, yıllar içinde köyün, köydeki üretimin geçirdiği değişim de kendine yer buluyor.

Yemekle bütünleşmiş hatıralara ayrı bir ilgi duyan Soyyılmaz çoğunlukla belgesel ve reklam filmleri üzerinde çalışan bir yönetmen. Bu iki ilgi alanı birleşerek karşımıza filmlerdeki yemek sahneleri üzerinden yakın tarih, politika, yemek, hayvanlar ve bitkilerin konuşulduğu bir podcast serisini, ‘Filmin Tadı’nı çıkarıyor.

Çöpçüler Kralı film afişi.

Filmin Tadı fikrinin nasıl ortaya çıktığını sorduğumda cevap bulmak güçleşse de, fitili ateşleyenin Çöpçüler Kralı olduğunu öğreniyorum.

K.S: “Kopenhag’a yeni taşınmıştım ve yağmurlu bir günde Çöpçüler Kralı’nı izliyordum. 1977’nin Cihangir sokaklarındaki ekmek ve tüp kuyruklarına, sonra standart beyaz ekmeğin filmdeki kullanımına takıldım. Zaten her filmde yemek sahnelerinde acıkıyor, bazen onlara bakmaktan konuyu kaçırıyordum. Sonra biraz obsesif şekilde filmde gördüğüm tüm yeme içme olan bölümleri kesip aldım. İzliyor ve o zamanları, yönetmenin o dönemi bize nasıl aktarmak istediğini düşünüyordum. Ardından birine ulaşmam gerektiğini fark ettim. Bu konulara takılan, meraklı biri olmalıydı ve tabii ki bizi aydınlatacak bir hoca olmalıydı. İki kişi konu üzerine sohbet edersek kolay hazmedilebilir ve içi de boş olmayan bir şey yapabiliriz diye düşündüm. Arada da filmin müziklerini çalarız diye geçti aklımdan. Biraz araştırdım ve Filmin Tadı’na benzer bir içerik ve format olmadığını gördüm. Bu daha da motive edici oldu tabii. Konukları hala öyle kandırıyorum bu arada: “Büyük ihtimalle Türkiye’nin ilk film ve yemek konuşulan programına davetlisiniz!”

Kendi kişisel merakına eşlikçi, sorularına birlikte kafa yorabilecek birini bulma isteği doğrultusunda Defne Koryürek’e danışıyor ve kendisinden üç isim önerisi alıyor. Bunlardan biri şu an programı beraber yaptıkları Sezai Ozan Zeybek. Sezai Ozan Zeybek beşeri coğrafya alanında Berlin’de çalışan bir öğretim görevlisi. “Türkiye’nin Yakın Tarihinde Hayvanlar” isimli kitabın ve ayrıca beş çocuk kitabının da yazarı kendisi.

Kerem Soyyılmaz ve Sezai Ozan Zeybek kayıtta.

Kerem Soyyılmaz ve Sezai Ozan Zeybek, Filmin Tadı serisine 2017 yılında Çöpçüler Kralı ile başlıyorlar. Aslında bir radyo programı olan seri, ayda bir pazartesi günleri Berlin Cashmere Radyo’da canlı yayınlandıktan sonra Spotify, Apple Podcast ve Soundcloud üzerinden podcast yayını olarak paylaşılıyor. Filmin Tadı programı boyunca filmlerdeki yemek sahneleri üzerinden bir yönetmen ve sosyolog gözünden yakın tarih, politika, yemek, hayvanlar ve bitkiler konuşulurken film müzikleri de konuşma aralarına serpiştiriliyor.

K.S: “Aslında hep yemek içmekten başlıyoruz ama sürekli yakın tarih içinden geçiyoruz konuşurken. Türkiye özellikle son yıllarda çok hızlı değişen bir ülke. Çılgınca bir post-truth yaşanıyor. Bu durumda bize en çok gereken şey hafıza. Unutmamak ve hatırlatmak çok değerli. Tüm yaptığım işlerin bir anlamda buna hizmet etmesini istiyorum. Mesela son bölüm için Bir Tutam Baharat filminin yönetmeni Tassos Boulmetis ile konuştuğumda bana en sevdiği yemeğin Arnavut ciğeri olduğunu söyledi. İstanbul’dan sınır dışı edildiklerinde yedi yaşındaymış. Bugün 63 yaşında, ama altı yaşında Moda’da yediği Arnavut ciğerini o günkü kokusuyla, tadıyla ve tüm politik yüküyle beraber anımsıyor. Bu çok etkileyici. Adile Naşit ve Münir Özkul’ un meşhur sirke-limon tartışması mesela. Bizi alıp bir döneme götürüyor. Hafızamdan silinmesini asla istemediğim bir sahne o.”

Neşeli Günler’de Adile Naşit ve Münir Özkul’un ‘Sirke-Limon Tartışması’.

 

Bir yönetmen gözüyle filmlerdeki yemek sahnelerinden anlam çıkarmanın zorlama bir çaba olup olmadığı, bu sahnelerdeki yemeklerin bilinçli olarak seçilip seçilmediği soruma ise şöyle bir yanıt alıyorum:

K.S: “Filmdeki yeme içme sahnelerine bakınca iki şey ortaya çıkıyor. Bazı sahnelerde yönetmen bilinçli şekilde belli besinleri kullanıyor. O noktada yönetmenin anlattığı insanlara olan bakışını çıkarabiliyoruz. “Bu adam çöpçüyse kuru ekmek yer. Onu da böyle ağzına tıkarak boğularak yer” gibi bir bakış bizim için konuşmaya değer olabilir. Bazen de market sahnelerindeki arka planda kalan ürünler, insanların eline rastgele tutuşturulmuş ya da karakterlerin tükettiği ürünler dikkat çekebiliyor. Bunlar da bizim için bir belgesel değeri taşıyor. O dönem neler yeniyor, hangi markalar satılıyor, neler nerede satılıyor, kimler alıyor ve kimler alamıyor gibi. Mesela bir bölümde Selamsız Bandosu’ nu konuştuk. 1987’de Lipton çayın bu kadar yaygın olduğunu bilmiyorduk. Poşet çayın geldiği, Rize çayının kötülendiği, daha yeni Çernobil yaşanmış… Tek bir marka üzerine bile bir sürü konu açmıştık o bölüm. Bu arada Ozan ile sohbet etmek büyük zevk. Her bölüm yeni bir şeyler öğreniyorum ve program bir nevi okula dönüşüyor.”

Şimdiye kadar yedi film incelemesi yapılan podcast serisinde Çöpçüler Kralı, Yusuf ile Kenan, Züğürt Ağa, Duvara Karşı, Selamsız Bandosu, Zengin Mutfağı, Bir Tutam Baharat filmleri yer alıyor.

İlk film olan Çöpçüler Kralı, filmle özdeşleşmiş olan Özdemir Erdoğan’ın Gurbet parçası ile başlıyor. Ekmeğin değişimi, margarinin hayatımıza girişi, konserve kullanılan yıllar, kırsaldan kente hızlı göçün etkileri altında inceleniyor.

Yusuf ile Kenan’da “Bir tencere çorba bize ne anlatır?” sorusu üzerinden yola çıkarak film incelemesi yapılıyor.

Züğürt Ağa ile birlikte podcast yayınlarına bölümün konusu ile bağlantılı olarak çeşitli konuklar da dahil oluyor. Züğürt Ağa yayınında yer sofrasından masaya geçiş, rakı kültürü, mutfaktaki kadın ve erkeklik konuşulurken Özge Samancı ve Burkay Adalığ’ı ağırlıyor Filmin Tadı.

Duvara Karşı bölümünde ise Berlin Humboldt Üniversitesi’nde “Çağdaş Türkiye Araştırmaları” programında koordinatör olarak çalışan Tuğba Yalçınkaya konuk oluyor podcaste. Gurbette rakı masası, Efes birası, Alman mutfağı, Türk ve Alman kültürleri konuşuluyor.

Bir Tutam Baharat ise dinleyici önerisi sonrasında inceleme kararı alınan bir film oluyor. İki bölümden oluşan podcast’in ilk bölümünde 64 yılı sürgünleri etkileri ile dönemin sosyolojisi üzerinde durulurken, ikinci bölümde filmdeki yemekler üzerinde tartışılıyor.

Artık yalnız karın doyurmaktan çok daha fazlası olduğunu bildiğimiz yemekler üzerinden öğrenebileceklerimiz her geçen gün çeşitleniyor. Hafızalarımıza kazınan filmlerdeki yemek sahnelerinin de nostaljiden öte bize söyleyecekleri var.

Züğürt Ağa’nın Domates Sahnesi:

 

Kapak Fotoğrafı: Neşeli Günler’de Münir Özkul ve Adile Naşit. 
BÜŞRA SAĞLAM

Tohumdan tabağa tüm serüvenin meraklısı. Kendine yetebilmeyi seven; ekmek, turşu, peynir ve tüm fermente dönüşümlere hayran bir kimyager aşçı, en çok da öğrenci.

No Comments Yet

Comments are closed