TANRILARIN GIDASI: CENNET HURMASI

Trabzon hurması, Japon hurması, cennet hurması, cennet elması, Akdeniz Hurması, ambe, amme veya sadece hurma… Onu diğerlerinden farklı kılan mayhoş tadı ile kendine hayran bırakıyor.

 

“ Bir varmış, bir yokmuş… Dağların derinlerinde, küçük bir Japon köyünde kükremesiyle her canlıyı korkutan korkunç bir kaplan yaşarmış. Bir gün kaplan yiyecek avlamak için köye inmiş. Köyde bir evden yayılan ağlama seslerini fark etmiş ve aniden ağlayan bebeği yiyerek bu sese son vermenin hayalini kurmaya başlamış. Annesi o anda bebeği korkutup susturmaya çalışırken, camın önünde duran kaplanı fark etmiş; “Dağdan gelen büyük kaplan burada, pencerenin hemen dışında”. Kaplan bebeğin ondan korkup susacağını düşünürken bebek var gücüyle ağlamaya devam etmiş. Bebeğin kendisinden korkmamasını sinirle karşılayan kaplan, onu yemek için harekete geçtiği sırada, bebeğin annesi aniden “Bak! Bir hurma” demiş. Hurmayı duyduğu anda bebek aniden ağlamayı kesmiş. Kaplan kendinden daha korkutucu olan hurmadan korkup “Hurma beni görürse işim bitti” diyerek dağa geri kaçmış. “

Sejong Society

Japon kültüründe önemli bir yeri olan Cennet hurması (Diospyros kaki), ismini Antik Yunan Tanrısı Jüpiter’i simgeleyen “Dios” ile “pyros” kelimelerinin birleşiminden alıyor. Aynı zamanda kutsal meyve, tanrıların besini veya Zeus’un meyvesi anlamlarını da taşırken, özellikle Asya toplumlarında önemli kültürel bir yere sahip. İlk ne zaman ortaya çıktığı bilinmese de bu kutsal meyvenin anavatanı olan Çin’de on bin yıldan fazladır yetiştiği düşünülüyor. İlginç olan ise ülkemizde kendisine Trabzon Hurması denilmesinin nedeni, Trabzon’da yetişmesi değil de bu meyvenin Çin’den İpek Yolu ile Anadolu’da Trabzon’a varması ve Trabzon üzerinden yayılması. Çoğunlukla alt tropikal iklim kuşaklarında yetiştiriciliği yapılan hurmanın mevsimi Kasım ayından Şubat ayına kadar sürüyor, hatta Japon kültüründe hurma için kışın habercisi diyorlar. Genellikle çiğ veya kurutulmuş halde yemeye alışsak da, her geçen gün daha farklı tariflerde karşımıza çıkıyor. Asya kültürünün baş tacı olan hurma, bizim ülkemizde de son yıllarda özellikle sağlıklı tatlı tariflerinin vazgeçilmezi haline geldi. Hachiya ve fuyu ise hurmanın en çok tüketilen iki çeşidi.

Sürprizlerle dolu: Hachiya

Hachiya en bilindik hurma çeşidi. Kalbe benzeyen şekliyle, tamamen olgunlaştığında ve neredeyse jel formunda gibi yumuşadığında yenebilir hale geliyor. Olgunlaşmadan yenildiğinde ise ağızda buruk bir tat ve dilde bir süre geçmeyen bir tortu bırakıyor. Dilde kalan dokunun nedeni ise hurmanın insanın vücut dokusunu kurutan ve büzen bir maddeyi içeriyor oluşu. Kısa bir zaman sonra bu his geçse de, tecrübelerime dayanarak, bir sonrakinde kabuğunu soymayı unutmamanız ve olgunlaşmasını beklemeniz için bir ders oluyor diyebilirim. Birkaç gün güneş ışığında bırakılarak veya bir kese kağıdına sarılarak hızlıca olgunlaşıyor. Bu aşamada elma ve armut gibi meyvelerle birlikte temiz ve kuru bir kapta saklamanız da işinizi kolaylaştırır. Hurma, olgunlaştığında mumlu, ince ve dokunulduğunda balonu andıran kabukla kaplı, jelimsi yapısı ile şekerli bir tada sahip. Yemeklerde esmer şeker, kuru üzüm veya baharatlar ile mükemmel uyum sağlarken, ezildiğinde ise muzun alternatifi olarak tariflerde kullanılabiliyor. Tadını tam olarak anlatmak güç olsa da, karardığında şekerlenmiş muz kanımca en yakın lezzetlerden biri olabilir. Şekerli tadını dengelemek için ise biraz kakao ve tahin harika bir sonuç veriyor.

 

 

Kurutmaya oldukça elverişli olan bu türün serüveni uzun ve meşakkatli bir yolculuktan geçiyor. Yolculuk köylerde sonbahar ayında daha olgunlaşmamışken hurmanın toplanmasıyla başlıyor. Olgunlaşmamış hurma soyulduktan sonra serin açık havada bambu direklerine bağlanıyor. Fakat bu kurutma işlemi oldukça emek isteyen bir işlem. Hurma asılı haldeyken günlük masaja ihtiyaç duyuyor, her meyveye doğru miktarda basınç ve bakım uygulanması gerekiyor. Bu masaj doğal şekeri yüzeye getiriyor, böylece kuruduktan sonra üstünde gördüğümüz hafif beyaz toz ortaya çıkıyor. Bu noktada hurmanın kurutulma yolcuğunu ve Japon köylerindeki tarım ve aile yapısını harika bir şekilde anlatan “Red Persimmons” belgeselini önermeden geçemeyeceğim. Özellikle hurmanın soyulma tekniklerini ve kullanılan araç gereçleri görmek gerçekten ilgi çekici.

 

Hazır ve nazır: Fuyu

Kısa ve tombik yapısıyla domatese benzeyen fuyu hurması dünyada yaygın olarak yetiştirilen bir başka hurma çeşidi. Fuyu hurması diğer hurma çeşitlerinin aksine hani o dilimizi büzüştüren buruk tada ve yapıya sahip değil. Yapısı, önce tamamen olgunlaşması gereken hurmaların aksine, olgunlaşma sırasında çeşitli zamanlarda taze olarak yenmesine olanak tanıyor. Kabuğu soyulduğunda aynı elma gibi yenebilirken, üşengeç kişiler için kabuğunu soymaya ihtiyaç duymadan da pek tabii tüketilebiliyor. Fuyu hurmasını salatalarda taze, smoothie’lerde ise önceden dondurarak kullanabilirsiniz.  Bir yandan da, elmayla yaptığınız tariflerde elmaya alternatif görevi görebilir. Olgunlaşması için tezgah üzerinde beklettiğinizde kısa sürede yumuşayacağından, meyveyi püre haline getirebilir ve hurma püresi gerektiren tarifler için de kullanabilirsiniz. Japon kültüründe yemekten sonra kabuğu soyulmuş elma şeklinde tatlı niyetine servis edilen fuyu, başlı başına harikalar yaratıyor.

 

 

Her iki hurma türü de antioksidan yönünden zengin olup, A ve E vitaminlerinin yanında karbonhidrat ve tanen içeriğine sahip. Aynı evinizi kaplanlardan ve kötülükten koruduğu gibi bedeninizi de koruyor, bağışıklık sisteminizi güçlendiriyor. Aynı zamanda sindirim sistemini hızlandırma özelliği olduğu da biliniyor. Lezzeti de cabası.

Hurmayı mevsimi geçmeden sofralarınıza taşımanın tam zamanı. Eğer bir de tatlı, tuzlu ve mayhoş bir atıştırmalık arayışında iseniz, Martha Stewart’tan denenmiş ve onaylanmış bir de önerimiz var:

Cennet Hurmalı ve Brie Peynirli Kanepe Tarifi

Malzemeler:

½  baget ekmeği

Brie veya kesilince formunu koruyacak kremamsı dokulu yumuşak bir peynir (yaklaşık 200 gram)

2 adet cennet hurması

2 çay kaşığı esmer şeker

Bir tutam taze karabiber

Yapılışı: 

Hurmanın kabuğunu soyun. Hurmayı, baget ekmeğini ve Brie’yi 16 eşit parçaya bölün.

Kestiğiniz ekmekleri fırın tepsisine dizin ve 190 derecede 10 dakika kızarmaya bırakın.

Ekmekler kızardıktan sonra fırından alın, üstüne 1 dilim Brie, 1 dilim cennet hurması ve bir tutam şeker serpin.

Hazırladığınız ekmekleri fırında ızgara özelliğinde 1-2 dakika şeker eriyince ve peynir kızarıncaya kadar bekletin.

Fırından çıkardıktan sonra üstüne karabiber serpip servis edebilirsiniz.

 

No Comments Yet

Comments are closed