NELER PİŞİYOR? ‘SAHTE ET’İN ÇİN’LE İMTİHANI

Her birimizin gündemine şu sıralar Coronavirüs oturmuş olsa da, arka planda pişen gıda konularını kaleme aldık. Gündem normale döndüğünde ‘nerede kalmıştık?’ sorusuna cevap olacak nitelikteler. 

Impossible Burger ve Beyond Burger, Çin Piyasasına Girmekte Zorlanıyorlar.

Şu sıralar ‘sahte et’ konusuna biraz takığım. Bu sefer ki haber, sahte et piyasasının adeta Mcdonald’s’ı ve Burger King’i olmaya aday iki şirketten geliyor: Impossible Burger ve Beyond Burger. Öncelikle ikisinin arasındaki temel farkı söyleyeyim: Beyond Burger, etinin temelinde bezelye proteini kullanırken, Impossible Burger laboratuar ortamında modifiye edilmiş konsantre soya proteini kullanıyor. İşte tam da bu noktada engelin üzerine bir engel daha yiyor Impossible Burger. Zira ürünü modifiye edilmiş gıda maddeleri kapsamına girdiği için Çin yasalarını delmekte oldukça zorlanıyor. Bu açıdan bakacak olursak, Beyond Burger’ın işinin bir nebze olsun daha kolay olduğu söylenebilir. Öte yandan, aşamayacakları koca bir duvar var iki şirketin de önünde: Çin’deki orta sınıfın yükselişi. Bu nasıl duvar diyecek olursanız, cevabı yine Çin kültüründe saklı. Onlarca senelerdir günde bir dolardan daha az paraya çalışan Çinlilerin yerlerini, işgücü yasalarının iyileşmesi ve işçi haklarının yeniden düzenlenmesi ile, bir orta sınıf aldı. Bunun sonucunda da bir statü göstergesi olan kırmızı ete ulaşmak kolaylaştı ve arzulanır bir hal aldı. Sahte et ise Çin halkının gözünde bir statü sembolü olan kırmızı etin yerini dolduracak kadar prestijli değil. Haydi diyelim ki Impossible Burger ve Beyond Meat tüm yasal engelleri aşıp da girdiler Çin pazarına; o zaman fark edeceklerdir ki Çin yemek kültüründe sahte et, zaten yüzyıllardır varlığını sürdürüyor.

Impossible Burger, nam-ı diğer ‘sahte et’.
Black Barn Restaurant’ın şefi John Doherty, Muhtaçlara Özel Paketli Yiyecekler Tasarlıyor.

Önceleri Restaurant Waldorf Astoria ve şimdi de Black Barn’ın başında olan şef John Doherty, 18 aylık bir çalışmanın sonucunda muhtaç insanlara yönelik, her paketinde 20 gram protein bulunduran ve hiçbir koruyucu içermeyen paketli yiyecekler üretmeyi başardı. New York Times’ın aktardığına göre hem vejetaryen, hem de tavuklu seçenekleri bulunan bu ürünleri tüketmek için takip edebileceğiniz üç yol var: Mikrodalgada ısıtmak, suda haşlamak ve hatta oda sıcaklığında direkt paketten yemek. Ürünlerini dağıtmak için Heavenly Harvest Vakfı ve dolayısı ile Feed The Children oluşumu ile çalışan şef, New York, Baltimore, Boston ve Chicago şehirlerinde bulunan ihtiyaç sahibi 50.000 aileye ulaşmayı planlıyor.

Fotoğraf: Sonny Figueroa
Bir Sonraki Mcdonald’s Ziyaretinde Patates Kızartması Bulamayabilirsiniz.

ABD ve Kanada’daki kötü geçen patates hasadından sonra akıllarda bir soru belirdi: “Bu sene ki talebi karşılayabilecek miyiz?” Businessinsider’ın aktardığı habere göre, kış ayının Kuzey Amerika’ya erken gelmesi nedeniyle yaklaşık olarak 18.000 dönümlük patates tarlasını vuran don, patates ekinlerinin yok olmasına neden oldu. Üretimde ise geçen yıla nazaran yüzde altılık bir düşüş yaşandı. Burger King’in firma sözcüsü bu sene patates kızartması arz etmede herhangi bir sorun yaşamayacaklarını açıklasa da, henüz McDonald’s ve Wendy’s gibi şirketlerden bu konuda resmi bir açıklama gelmedi. Bizler: “Aman, kırmızı eti tüketmeyi nasıl bırakabiliriz ki?” diye söylemlerde bulunurken, elimizdeki sebzelerden de olacağız gibi duruyor bu gidişle. İklim krizi gerçek. Nokta.

french fries
Fast Food’cular patatessiz mi kalacak? Fotoğraf: Wired Magazine
Çiçeksi Notalara Sahip Toz Şekerler

New York Times’ın favorilerimden olan ‘Front Burner’ köşesinde yer alan habere göre, New York’ta bulunan II Fiorista adlı Akdeniz restoranı, yasemin, karanfil ve portakal çiçeği aromalı toz şekerlerin satışına başlıyor. Öyle görünüyor ki bundan böyle tatlılarımızı yalnızca pudra şekeri ve tarçın ile süslemek/tatlandırmak zorunda kalmayacağız. Büyüme potansiyeli olan bu yeni pazar, start-up’ların yeni gözdesi olabilir.

McDonald’s, Kokulu Mumlar Eşliğinde Evinizi Fast Food Restoranına Çevirmekte Kararlı. (Ve Neden?)

Cüneyt Özdemir’in son videosundan duyduyum kadarıyla, McDonald’s limitli sayıda ürettirdiği mumlarıyla, evinizi kendi restoranlarından birine çevirmek için devreye girmiş. İçlerinde ketçap, mayonez, yanık yağ ve köfte gibi kokuları bulunduran mumlar, kısa bir süre sonra satışa sunulacak. Sahiden de böyle bir şeye gerek var mıydı diye soruyor insan kendine.

Evet, bu da oldu. Mc Donald’s ‘parfümlü’ mumlar.

Burger King’den Dikkat Çekici Bir Reklam: Küflenmiş Burger

Burger King’in en son yayınladığı reklama bakarsak, artık whopperları küflenebilecekmiş! Amerika menşeili firma, geçtiğimiz haftalarda yine Amerika’da bulunan birkaç restoranında denemeye başladığı, katkı içermeyen hamburgerlerine özel bir reklam kampanyası başlattı. Peki bu kampanya tam olarak neyle ilgiliydi? “Bakın, bizim hamburgerler de artık doğal ve sağlıklı.” demek için miydi? Hali hazırda sağlığına dikkat eden birinin dikkatini çekebileceklerini mi zannediyorlardı, onu bilemiyorum, fakat yanlış bir kampanyaya imza attıklarını düşünüyorum. Impossible Burger ile yaptıkları ataktan sonra böylesine bir işe kalkışmalarına gerek var mıydı diye sorgulamadan edemiyorum.

 

Tek Kullanımlık Plastikler Yasadışı Mı Olmak Üzereler?

Fastcompany’de yayınlanan haber, ABD’nin Kaliforniya eyaletinde açılan bir davanın sonuçlanmasıyla, dünyada en çok plastik üretimini yapan Nestle, Coca Cola Company, Pepsi, Mars ve P&G gibi firmaların başının her an derde girebileceği yönünde. Davanın önemli ve imsal olmasının en büyük nedeni, plastiğin kirlilik yaratan bir madde olmasından ziyade, kusurlu bir tasarıma sahip olup olmaması ile ilgili tartışmaya gidiliyor olması. Suçlamalarda, plastik paketlerin %90’ının geri dönüştürülemediği, bu yüzden yalnızca bir atık olduğuna da yer veriliyor.

Bildiğimiz gibi, plastik atıkların büyük bir yüzdesi 2018’e kadar özellikle Hong Kong’a ithal edilirken, Çin hükümetinden gelen yasakla birlikte başka ülkelere ve özellikle de okyanuslara gönderilmeye başlanmıştı.

Bana soracak olursanız, tüm yükü yalnızca bu şirketlere yüklemek, günahı onların boyunlarına asmaktan başka bir şey değil. Geldiğimiz bu nokta, hepimizin suçu. En basitinden, her birimiz kendi evlerimizdeki çöpleri ayırıyor muyuz? Evlerimizin yakınlarına geri dönüşüm kutuları koymaları için belediyeleri zorluyor muyuz? Bu duruma dur demesi gerekenler yine bizleriz. Biz tüketiciler istediğimiz sürece plastik üretimi devam edebilir, veyahut bitebilir. Bu duruma en yakışan örnek, geçen aylarda Coca Cola’dan geldi. Önümüzdeki dönemde plastik üretimini düşürmeyi planlayan şirket, tüketicilerin isteği doğrultusunda bu üretimi tamamen kesmeyeceğini açıkladı.

Kaynaklar:

https://www.nytimes.com/2017/08/08/business/impossible-burger-food-meat.html

https://edition.cnn.com/travel/article/china-fake-meat-vegetarian-intl-hnk/index.html

https://www.nytimes.com/2020/01/07/business/fake-pork-china.html?searchResultPosition=38

https://www.nytimes.com/2020/01/06/dining/heavenly-harvst-foundation.html

https://www.businessinsider.com/us-experiencing-shortage-potatoes-for-french-fries-2019-12

https://www.nytimes.com/2020/02/18/dining/il-fiorista-sugar.html

https://www.tasteofhome.com/article/mcdonalds-candle/

https://www.fastcompany.com/90472270/disposable-plastic-is-bad-for-the-environment-but-is-it-illegal-coca-cola-and-pepsi-are-about-to-find-out?utm_campaign=eem524%3A524%3As00%3A20200306_fc&utm_medium=Compass&utm_source=newsletter

https://en.wikipedia.org/wiki/Great_Pacific_garbage_patch

https://www.businessinsider.com/coca-cola-says-it-will-not-ban-plastic-bottles-2020-1

 

 

 

CAN KOYUNCU

TATLI SEVER, ÇİKOLATACI, MUTFAK İNSANI, ARAŞTIRMACI, HER ŞEYE MERAKLI, ALIŞILMIŞA MEYDAN OKUYAN VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İLE KAFAYI BOZMUŞ BİR GASTRONOM.